Eski Gönüllüler
: Yusuf NURAL  
Tema : Yetersizlik  
Ülke : İspanya  
Şehir : MADRİD  
Başlama Tarihi : 2012-07-07  
Bitiş Tarihi : 2012-10-05  
Gönderen Kuruluş : Tanıtım Gönüllüleri Derneği  
Kordinatör Kuruluş : Tanıtım Gönüllüleri Derneği  
Ev Sahibi : AFAIJ  
Proje Hikayesi : Avrupa Gönüllü Hizmeti nedir? Ne değildir? Nasıl gidilir? Gerçekten gidilir mi, kim finanse eder, okul ne olur, başımıza bir şey gelmesin, oralar ne güzeldir şimdi, gidenler ne güzel yazmış ne güzel fotoğrafları var öyle, e ben bu dili konuşamam ki….. gibi sorular, endişeler, gıpta etmeler ile başlayan AGH sürecim yakın zamanda sona erdi. Geriye ise sadece anlatmaya doyamayacağım zaten anlatamayacağım kadar çok güzel hatıra kaldı. Proje bulma, bulduğum projelerin tarihlerine bakma hemen ardından akademik takvim ile eşleştirme, projenin gerçekleşeceği ülkeyi hemen şöyle bir Google’dan kontrol etme proje konusuna bakma, bütün bunların ardından gönderen kuruluşum ile irtibata geçme, biraz da hayal kurma, şimdi geriye dönüp baktığımda gerçekten uğraşmaya değer çok tatlı yorgunluklarmış. Proje bulma, gerekli organizasyonları yapma sürecinin ardından nihayet “Dealing AIDS Through Europe” isimli 3 aylık bir proje için kendimi Madrid’te buldum. Yeni bir ülke, bambaşka bir dil, arkadaş canlısı insanlar, Madrid’in baş döndürücü yoğunluğu, elde haritayla dolaşılan ilk ay, gezip görülmesi gereken yerleri görme arzusu, bütün partilere tam katılım derken adaptasyon süreci böyle başladı ve İspanya’ya dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 30 civarında AGH gönüllüsüyle gerçekleştirilen varış sonrası eğitimle son buldu. Bu eğitim de farklı projeler, farklı insanlar, farklı deneyimler, farklı kültürler tanıdık. Bu kadar çok farklılıktan iyi arkadaşlıklar çıktı tabi. Eğlenmesi de cabası. Projemin adında AIDS olması beni de tedirgin etmişti açıkçası. Sosyal Hizmet bölümü öğrencisi olmam ve dezavantajlı insanlarla çalışma isteğim, projenin İspanya da gerçekleşecek olması ve halen öğrenci olmamdan dolayı yaz mevsimine denk gelen bir proje bulmam da bütün bu tedirginliğimi aldı götürdü. Projemizde HIV/AIDS’li hastalarla, eski alkol ve uyuşturucu bağımlılarıyla, fiziksel, ailevi ve ekonomik sorunları olan insanların bulunduğu bir kurumda çalıştım. Böyle insanlarla çalıştım deyince, çok gergin, melankolik, hastalıklı veya tıbbi günler yaşadığım hissi doğabilir ama değil. Yaşamadan bilemeyeceğim deneyimler, hoş ve özlenen anılar ile bitirdim projemi. Böyle insanlar ile çalışıyor olmamıza istinaden, çalıştığımız kurum tarafından organize edilen, HIV/AIDS, alkol ve uyuşturucu tüketimine bağlı sorunlar ve bunların sosyal, psikolojik ve sağlık açısından sorunlarına dair 40 saatlik bir kurs gördük. Gördüğümüz kurs, oradaki profesyonellerden yardım alma, izleme, sorumluluk alma, ilk adımı atma, belki de korkularımla yüzleşme, sorular sormak vs. işte bütün bunlar İspanya’ya, eğlenceye adaptasyonumuzu değil de, gönüllü olarak yer aldığımız, çalıştığımız projeye, birlikte yaşadığımız insanlara adaptasyonumu sağladı. Projemizde birlikte çalıştığımız insanların günlük hayatlarında, beslenme, kişisel temizlik, fiziksel ve bilişsel rehabilitasyonlarında, spor aktivitelerinde yardımcı olduk. Eğer bunlar kulağa çok somut gelmiyorsa da: Tamamen paralize, sadece sıvı besinler tüketebilen hastalara yemek yedirme, fiziksel engeli olan hastalara günlük fiziksel ve bilişsel egzersizlerinde yardımcı olma, kültürümüzü yansıtan yemekler yapma, sunumlar hazırlama gibi kültürel aktivitelerde yer aldık. E biraz da temizlik yaptık tabi, hatta bazen biraz da bahçıvanlık. Projemizde aynı zamanda kurumda kalan insanlara bir gün ülkemizi tanıtan bir sunum yaptık, ülkemizle ilgili beraber bir video izledik, bir gün akşam yemeğini ben pişirdim. Her ne kadar 40 tane hastaya yemek pişirmek bir risk olsa da; kültürel olarak da etkileşim içinde olmak AGH’nin yerele katkı ve çalışma olmaktan ziyade aynı zamanda kültürler arası öğrenme olduğunu öğretti bana. Peki hep kolay mıydı içinde 40 tane hasta olan bir kurumda gönüllü olarak çalışmak aynı zamanda orada yaşamak onlarla çalışma zamanı dışında bile çoğu zaman aynı atmosferi paylaşmak. Elbette değildi. Hiçbir AGH projesinin mükemmel olduğunu düşünmüyorum. Kaldı ki tanıştığımız diğer AGH gönüllüleriyle de aynı fikirde olduğumuzu gördük. Fakat unutulmamalıdır ki karanlığı bilmeden aydınlığı, üzüntüyü bilmeden neşeyi, korkuyu bilmeden de cesareti bilemeyiz. Bazı günler çalışırken daha hevesli çalışıyorduk bazı günler pek motive olamıyorduk. Teşekkür edecek durumda olmayan hastaların bu durumları bile ilk zamanlar şevkimizi kırıyor bir şeyleri yanlış veya eksik yaptığımız hissi veriyordu. Fakat bütün bunlar nasıl dengeyi kurmam gerektiğini öğretti bana. İlk zamanlarda aynı masaya oturmaktan, aynı havuza girmekten, daha fazla birlikte çalışmak istemediğim, hatta yanına yaklaşmaktan çekindiğim insanlar, hastalar üç ayın sonunda ayrıldığım zaman üzüntüden gözyaşı döktüğüm insanlar olmuşlardı. Bütün o endişelerimin aslında önyargılarım olduğunu gördüm. Gönüllü olarak yardım ettiğim her bir kişinin hikâyesi, sorunu bir diğerinden farklı ve daha üzücüydü ama onlarla çalışmak, onlara alışmak, onların alışkanlıklarını öğrenmek, analiz etmek zaman alsa da çok fazla duygusallaşmadan vicdanımı onların göğüs k  
    Danışmanlık yapmak istiyorum.